CEP TELEFONU VE İNTERNET KULLANIMININ PSİKOLOJİK ETKİLERİ

Bilimsel ve teknolojik gelişmelerin gittikçe hızlandığı ve teknolojinin aynı hızla günlük yaşamımıza girdiği düşünüldüğünde; cep telefonları, bilgisayarlar ve internet teknolojilerinin yaşamımızdaki vazgeçilmez yeri ve önemi açıkça görülebilmektedir. Ancak günümüz gelişmiş teknolojilerinden olan bilgisayar ve internet kullanımının yaşamımızda istenilen bilgiye ulaşabilme, bilgi paylaşımını sağlayabilme gibi getirdiği kolaylıkların yanında sık kullanımından kaynaklanan birçok problemi de beraberinde getirmektedir. Özellikle okul çağındaki gençlerde oldukça sık görülen internet/bilgisayar kullanımı, onların psikolojik ve bedensel gelişimlerini, sosyal ilişkilerini olumsuz yönde etkileyerek akademik başarılarını da düşürebilmektedir. Bu bağlamda da ortaya çıkan “bağımlılık” kavramı tanımının iyi yapılarak nedenlerinin ve çözüm önerilerinin ortaya konulması önem taşımaktadır.

Günümüzde internet kullanımı neredeyse kaçınılmaz bir gerekliliktir. Tüm bu bilgiler ışığında ülkemizde sosyal yaşamı etkilemeye başlayan internetin, başta çocuklar ve gençler olmak üzere nüfusun büyük çoğunluğunu etkisi altına almıştır. Bu teknolojik gelişmenin çocuk ve ergenlerin ruh sağlığı üzerine etkilerini belirlemek ve bu konuda gerekli önlemleri almak kaçınılmaz bir zorunluluktur. Bu noktada ailelere bazı sorumluluklar ve görevler düşmektedir. Öncelikle anne, baba olarak bilgisayar ve internet kullanımı konusunda bilinçli olmak en önemli adımdır.  Bilgi teknolojilerini doğru kullanmaya hazır olmayan çocuklar ve ergenler, karşılaştıkları karmaşık bilgileri nasıl değerlendireceklerini bilememektedirler. Bilgisayar ve telefon kullanımına aile olarak bakış açımızın nasıl olması gerektiği konusunda bilgilendirmeye geçmeden önce çocuklarımızın içerisinde bulunduğu ergenlik dönemini gözden geçirmemiz gerekir.

  • Otoriteyle Savaş

Ergenlik dönemindeki gencin, otoriteyle savaşı vardır. İsyan bayrakları çekilir, her şeye karşı gelinir. Gençler bu noktada her şeyi göze alabilirler. Çünkü bir anlamda onun için “olmak ya da olmamak” savaşıdır. Bu nedenle otoriter olmak internet, bilgisayar, cep telefonu kullanımıyla ilişkili olarak çocuk ve ebeveyn arasında yaşanan sorunların çözülmesine yardımcı olmaz. Aksine çatışmayı daha kötüye götürür.

 

  • Ebeveynden Kopma

Ergenlik dönemindeki gencin eğilimi ebeveynden ayrılmak, yani ondan farklı olduğunu hissetmektir. Bu nedenle ebeveynlerin dediklerini yapmaz ve söylediklerine karşı çıkar. Kendisinin bir birey olduğunu görmeye ve hissetmeye çalışır. Ebeveynin sevmediği, onaylamadığı şeyler gence cazip gelir. Hep kendi söylediğini doğru bulur. Bu noktada eğer ebeveyn internete karşıysa genç için internet, ebeveynden ayrılmak için bir araç haline dönüşebilir ve internet bir silah haline gelebilir. Ebeveyn karşı olduğu için gençlerin bilgisayarlarına sahip çıkması biraz bundandır.

 

  • Beden İmajı

Ergenlik döneminde genç için beden imajı çok büyük önem taşır. Nasıl göründüğü ve başkaları tarafından nasıl algılandığı önemlidir. İnternette olmak, ona bedenini saklayabilme olanağı sunar. Bedeniyle sorunu olan bir genç için internet yaşamı, bu sorunu aşmadan sürdürebileceği bir mekan görevi yapar. Ebeveynin ona interneti bırakmayı önermesi genç için bir tehdittir. Çünkü bedeniyle ilgili sorunlar ayyuka çıkar.

 

  • Toplumsallaşma

Genç, toplumsallaşmak ister. Toplumda kendi varlığını hissetme ve ayrı bir birey olduğunu görme ihtiyacını duyar. İnternet toplumsallaşmak için çok hızlı ve kolay yöntemler sunar. Birçok kesimden, farklı özelliklere sahip birçok insanla tanışma fırsatı sunar. Saatlerce chat başında kalmak gencin toplumsallaşma ihtiyacını karşılar.

 

  • Kimlik Oluşturma

“Ben kimim?” sorusu genç için en yaralayıcı sorulardan biridir. Bir şey olabilirsiniz ama olduğunuz şeyin niteliği çok önemlidir. Olduğunuz şey güç ve iktidar getiriyorsa o zaman mutluluk duyarsınız. Genç birey, internette bir şey olur. Oyunda başarı gösterir ve hayranlık kazanır. Birçok genç onun peşindedir, grup lideridir. Savaş oyunlarında komutandır. Aynı genç, sokağa çıktığında bedeniyle var olur. İnternetin güçlü figürleri sokakta bazen ufak tefek, kendini ifade etmede güçlük çeken gençlerdir. Bu nedenle, onlara interneti bırak demek bizi çözüme götürmez.

 

Peki aile olarak neler yapmalıyız;

 

Öncelikli olarak durumu değerlendirmeliyiz. Sorunun resmini çıkarmalıyız. Örneğin; “Çocuğunuz ne oynuyor, nasıl oynuyor, nerede ve kiminle oynuyor?” müdahaleden önce neye müdahale ettiğimizi bilmeliyiz.

Daha sonra, aile içi ilişkilerimizi gözden geçirmeliyiz. Ailenizde kim, hangi rolleri üstleniyor, sizin ve eşinizin çocuğunuzla ilişkisinde artılar ve eksiler neler, siz ve eşiniz çocuğunuzla ilişkide neleri başarabiliyorsunuz, neleri başaramıyorsunuz? Boş zamanlarınızı nasıl değerlendiriyorsunuz? Alışkanlıklarınız neler? Kendinize bunları sorun ve yanıtlamaya çalışın.

Çocuğunuz başka nelerden hoşlanıyor? Okul başarısı ne durumda? Eğer bilgisayar ve telefonla oynamazsa ne olacak, ne yapacak?

Sizin için sorun olan ne? Bilgisayar mı? Okul başarısı mı? Değilse ne? Bugüne kadar hangi yöntemleri uyguladınız? Hangileri başarılı oldu, hangileri başarısız oldu?

Öncelikli olarak bu sorulara cevap bulmalıyız ki ikinci aşamada yanlış adımlara yönelmeyelim.

 

İkinci adımda izleyeceğimiz rota şöyle olmalıdır:

 

  • Ebeveyn olarak ortak düşüncelere sahip olmak

Ortak amaçlar doğrultusunda birleşmeli ve bakış açılarımızı genişletmeliyiz. Amaçlarımız doğrultusunda uzlaşmalıyız ki çocuklara karşı aynı tarafta olabilelim.

 

 

  • Farkındalığı arttırmak

Çocuğumuzun ne kadar süre bilgisayar başında olduğunu ya da telefonla vakit geçirdiğini bir hafta boyunca not etmeli ve bunu ciddiyetle aksatmadan yapmalıyız. Bilgisayar ve telefonda geçirilen zamana “çok” demek aslında hiçbir şey söylememektir. Çünkü çok kelimesi kişiden kişiye değişiklik gösterebilen bir kavramdır. Fakat, 24 saat herkes için aynı şeyi ifade eder. Amaç iyi tespit yapmaktır. Onu suçlar gibi söylemek direnç doğuracaktır. Sadece tespitin açıklanması amacıyla nötr bir ses tonuyla açıklanmalıdır. Hatta çocuğunuzun da bilgisayar ve telefonda kaldığı zamanları not etmesini isteyebilirsiniz. Her iki taraf, hafta sonu bir karşılaştırma yapabilir. Bu şekilde çocuklarımıza nerede olduklarını söylemek yerine göstermiş oluruz.

 

  • Gençlerin internet ve bilgisayar başında kalacağı süreye karar vermek  Süreleri çocuğunuzla belirlemek doğru olandır. Onunla bu konuda pazarlık etmek yararlıdır. Her iki tarafın da ortak olacağı bir noktada anlaşmak tercih edilmelidir. Günlük süre kısıtlamaları yerine haftalık süre kısıtlamaları belirlemeliyiz. Örneğin “internette geçireceğin toplam süre haftada 16 saat” demek haftalık süre kısıtlaması uygulamasıdır. Çocuklar bu süreyi ister günlere isterlerse tümüyle hafta sonu kullanabilirler. Seçtikleri oyuna, uygulamaya göre kendi sürelerini belirleyebilirler. Tümünü aynı gün içinde kullanmakta özgür olmalıdırlar.

 

  • Aile olarak ateşkesi sağlamak

Bunun en önemli adımı birlikteliği sağlamaktır. Bu noktada çocuğunuzun ilgilendiği oyun veya sosyal medya hesaplarına dair sorular sorabilir, ne oynadığını öğrenebilir, zorluklarını ve heyecanını paylaşabilirsiniz.

O, bilgisayar oynarken siz de izin almak kaydı ile odasında gazete, dergi ve kitap okuyabilirsiniz. İzin alırken de “Seninle bir şeyler yapmak istiyorum sen bilgisayarına bak, ben de kitabımı okuyayım.” diyebilirsiniz ve buna da hakkınız vardır. Ancak kitabınızı gerçekten okuyun ve onunla konuşmayın.

Uygun koşulları sağladığınızda bilgisayarı ortak alana taşıyabilir, telefonuyla ilgilendiği zamanları birlikte bulunduğunuz alanlarda geçirmesini talep edebilirsiniz. Böylece bilgisayar ve telefon bir otoriteye karşı çıkma ve çatışma aracı olmaktan çıkacaktır.

 

  • Yeni yaşam kuralları saptamak

İnternet ve bilgisayara kısıtlama koymak tek başına yeterli olmayacaktır. Bu gencin tepki vermesine neden olabilir. Bu nedenle, genel yaşam kuralları arasına internet ve bilgisayar kullanımını koymalıyız. Yeni yaşam kuralları:

Eve kaçta gelinmeli?

Notları ne olmalı, başarının kriteri ne olmalı?

Harçlığı haftalık ne kadar olmalı, harçlığa neler dahil edilmeli?

Odasındaki hakları neler olmalı?

Sorumlulukları neler olmalı?

Geceleri arkadaşlarında kalabilmeli mi? şeklinde olabilir. Tüm bu kuralların yanıtları bir sözleşmeyle belirlenmelidir. Bu kurallar belirlenirken artık belli bir yaşa geldiğini, bu nedenle karşılıklı bir anlaşma gerektiğini ona anlatabilirsiniz. Aksi takdirde bunların bir ceza olması ters tepkilere neden olabilir. Sözleşme, ebeveynler tarafından ciddiyetle hazırlanmalıdır ve iki nüsha olacak şekilde çocuğunuzun ve sizlerin imzalarını içermelidir. Hem sizin hem de çocuğunuzun bu kurallara uyması gerekmektedir. Sözleşme, ilk olarak küçümsense bile çocuklar buna uyacaktır.  Ne de olsa söz uçar yazı kalır. Sözleşmede kurallar yazılırken tüm boyutlarıyla ele alınmalıdır. Kural nedir, kurala uyulursa ne olur, uyulmazsa ne olur, uyulmazsa uygulanacak yaptırım nedir, bu maddeler sözleşmede yer almadır ve sözleşme açık ve net bir dille yazılmalıdır.

Ebeveyn olarak bu süreçleri iyi yönetmeli ve çocuğumuzla yarışmamalıyız. Hedeflerimizi iyi belirlemeliyiz. Okul başarısını arttırmak hedefimizse kuralları okul ağırlıklı koymalıyız. Zaten okul başarısını arttırmak için bilgisayar/telefon kullanımını azaltması gerekecektir.

Değişimler tek taraflı olmaz. Çocuğumuzun değişmesini istiyorsak aile olarak biz de değişimlere açık olmalıyız. Anne, baba olarak çocukların sorumluluklarını üstlenmekten kaçınmalıyız ki çocuklar kendi sorumluluklarını üstlenmeye başlasınlar.

 

Zeki OTMAN /Ege Bilim Okulları/Rehber Öğretmen

Sosyal Medyada Paylaş

Leave Comment

Ara
Mail